Q klavye mi F klavye mi? Türkçe düzen seçimi

Q klavye mi F klavye mi? İki Türkçe düzenin farkı, F'nin Türkçe harflere göre tasarlanma fikri, geçişin gerçek bedeli ve hangisini seçmen gerektiği.

Yayımlandı: 4 dk okuma

Bir dil, iki düzen

Türkçede günlük kullanımda iki klavye düzeni var. Q Türkçe, bildiğimiz QWERTY dizilimidir; ğ, ü, ş, i, ö ve ç harfleri harf sıralarının sağ ucuna eklenmiştir ve noktasız ı, İngilizce klavyedeki I tuşunun yerinde durur. F Türkçe ise bambaşka bir dizilimdir; üst sırası f, g, ğ, ı, o, d diye başlar, adını da buradan alır.

Türkiye'de satılan bilgisayarların büyük çoğunluğu Q ile gelir. Bu yüzden çoğumuz hiç seçim yapmadan Q'da öğreniriz. F'nin kullanıcısı daha az ama sadıktır ve hız konusunda ciddileşen herkesin önüne bir noktada çıkar. İki düzen de Türkçenin ihtiyacı olan her şeyi yazabilir. Asıl soru, hangisinin senin ellerine, işine ve ayırabileceğin zamana uyduğudur.

Kısa ve temkinli bir tarihçe

F klavye genellikle 1950'lerde İhsan Sıtkı Yener önderliğindeki bir çalışmaya dayandırılır ve sonradan ulusal standart olarak kabul edilmiştir. Daktilo için tasarlanmıştı; o dönemde hızlı yazmak bürolarda ve yarışmalarda ölçülen bir meslek becerisiydi. F kullanan Türk daktilografların o yıllarda uluslararası yarışmalarda elde ettiği başarılar da sık sık anılır.

Kişisel bilgisayarlar geldiğinde klavyeler ve yazılımlar büyük ölçüde QWERTY'ye göre kurulmuştu. Türkçe harfleri bu dizilime eklemek en kolay yoldu ve Q zamanla evde de işte de varsayılan oldu. F hiç ortadan kalkmadı, bütün büyük işletim sistemleri hâlâ destekliyor, ama daha az tercih edilen seçenek hâline geldi.

Kesin tarihler ve yarışma ayrıntıları kaynaktan kaynağa değişiyor. Tarihçeyle ilgili çok kesin iddialara biraz temkinle yaklaşmakta fayda var.

F'nin arkasındaki fikir

F, doğrudan Türkçenin kendisinden yola çıkar. Anlatılan hikâyeye göre tasarımcılar Türkçe metinlerde hangi harfin ne sıklıkla geçtiğini incelemiş, en sık harfleri orta sıraya ve en güçlü parmakların altına koymuş, seyrek harfleri kenarlara itmiş.

En dikkat çekici sonuç şu: Türkçedeki sekiz ünlünün sekizi de, yani a, e, ı, i, o, ö, u ve ü, klavyenin sol yarısında durur; sık kullanılan ünsüzlerin çoğu ise sağdadır. F'nin orta sırasında sol elin altında u, i, e, a, ü, sağ elin altında t, k, m, l, y, ş vardır. Türkçe kelimelerde ünsüz ve ünlüler çoğunlukla sırayla gelir; F'de eller de bu yüzden sırayla çalışır. Bir el tuşa basarken öteki bir sonraki tuşa doğru yola çıkmıştır bile. Aynı elle art arda birkaç harf basmaktansa elleri dönüşümlü kullanmak genel olarak daha rahattır.

Q ise Türkçe için tasarlanmadı. Dizilimi İngilizce daktilolardan gelir, Türkçe harfler de boş yer neresiyse oraya yerleştirildi. Bu, Q'yu Türkçe için kötü bir seçim yapmaz; yalnızca düzenin Türkçeye özel bir katkısı olmadığı anlamına gelir.

Q'nun hayatı kolaylaştırdığı yerler

Q'nun avantajı, Türkçe yazma eyleminden çok etrafındaki dünyayla ilgilidir.

  • Her yerde o var: iş yerindeki bilgisayarlar, dizüstüler, başkalarının makineleri neredeyse her zaman Q'dur.
  • Klavye kısayolları rehberlerin ve alışkanlıklarının beklediği yerde kalır. Kısayollarda kullanılan bazı harfler F'de bambaşka yerlerdedir; örneğin S, sol elden sağ ele geçer.
  • İngilizce metin, programlama sembolleri ve pek çok oyun Q dizilimini varsayar. W, A, S, D hareket tuşları ancak Q tarzı bir düzende anlam taşır.
  • Q Türkçe ile İngilizce yazmak, İngilizce klavyede yazmaya çok yakındır; diller arasında geçiş neredeyse bedavadır.

F'nin senden daha fazlasını istediği yerler

Tuşlarında F dizilimi basılı klavye bulmak daha zordur, özellikle dizüstü bilgisayarlarda. Bu, göründüğü kadar büyük bir sorun değil: tuşların üstünde ne yazarsa yazsın düzeni işletim sisteminden değiştirebilirsin ve on parmak yazan biri zaten tuşlara bakmaz. Ama hâlâ ara sıra aşağı bakıyorsan bu fark önemlidir.

F Türkçeye göre ayarlanmıştır; uzun İngilizce metinler bu düzende daha az doğal gelir. Başkalarının bilgisayarını sık kullanıyorsan sistem düzenini sürekli değiştirmen gerekir ve bir düzende elinin ezberlediği kısayollar ötekinde yanlış tuşa gider.

Geçişin gerçek bedeli

Q'da zaten on parmak yazıyorsan F'ye geçmek kas hafızanın büyük kısmını sıfırlar. Belirgin şekilde yavaşladığın bir dönem bekle, bu çoğu zaman birkaç hafta sürer; ardından yavaş yavaş toparlanırsın. Sürenin uzunluğu büyük ölçüde ne kadar çalıştığına bağlıdır. Herkes için geçerli güvenilir bir sayı yok ve sonunda eskisinden hızlı olacağını kimse garanti edemez.

İlk haftalarda iki düzen arasında gidip gelmek öğrenmeyi yavaşlatır, çünkü her düzen ötekinin üstüne yazar. Geçmeye karar verdiysen, alışana kadar günlük yazılarını da F ile yaz.

Şu an tuşlara bakarak birkaç parmakla yazıyorsan bedel çok daha düşüktür. On parmak yazmayı nasılsa sıfırdan öğreneceksin; o hâlde kalıcı olarak kullanmak istediğin düzende öğren.

Hangisini seçmeli

Çoğu insan aşağıdaki durumlardan birine uyar.

  • Ağırlıkla Türkçe yazıyorsun, on parmağı sıfırdan öğreniyorsun ve klavyen senin kontrolünde: F'yi ciddi şekilde denemeye değer.
  • Q'da zaten rahatça on parmak yazıyorsun: geçişin kazancı belirsiz, bedeli kesin. Q'da tekniğini geliştirmek genellikle daha iyi bir yatırımdır.
  • Çok İngilizce ya da kod yazıyorsun veya kısayollara çok yaslanıyorsun: Q işini kolaylaştırır.
  • Sık sık ortak bilgisayarlarda çalışıyorsun: her seferinde sistem düzenini değiştirmeye razı değilsen Q.

Burada iki düzenle de çalışmak

Ayarlarda klavye düzeni olarak Q Türkçe, F Türkçe ya da Q İngilizce seçebilirsin. Bu seçim siteye hangi düzeni kullandığını söyler ve koşularına kaydedilir. Tuşlarını yeniden eşlemez: gerçekte hangi düzenle yazdığını işletim sisteminin dil ayarı belirler.

Ayarlarda test dilini Türkçe yaparsan ana sayfadaki ısınma testi sana Türkçe kelimeler verir; süre modunda 15, 30, 60 ya da 120 saniye, kelime modunda 10, 25, 50 ya da 100 kelime seçebilirsin. Türkçe dokuz test dilinden biridir ve test dili arayüz dilinden bağımsızdır.

Dereceli lig maçları her zaman İngilizce metinle oynanır. Maçlara F ile giriyorsan İngilizceye de biraz zaman ayır. Hangi düzeni seçersen seç, doğruluk, ritim ve düzenli kısa çalışmalar tuşların dizilişinden çok daha fazla fark yaratır.

Yazmaya başla Tüm yazılar